MTA Tabiat Tarihi Müzesi geçen yıl insan evrimiyle ilgili bir bölümü kaldırmasıyla gündeme gelmişti. Şimdi de müzenin doğa tarihi panolarında “evrim” kelimesinin üzeri “gelişim” yazan bantlarla örtülmüş! Dişler evrilmemiştir, “gelişim göstermiştir” 2016 yılında Müze’deki primat ve insan evrimiyle ilgili vitrini kaldırılmıştı. Bu yıl ise Müze’nin ilk katına çıkarken dünyada canlılığın genel tarihini anlatan panolar yok olmuş. Evrim teriminin geçtiği panolarda ise tamamen kelimenin üzeri “gelişim” yazan bantlarla örtülmüş. TÜBİTAK 2000’lerin ortasından itibaren evrimle ilgili popüler bilim kitapların baskısını durdurmuştu. Yüksek Öğrenim Kurumu 2015 yılında “evrimsel biyoloji”yi doçentlik alanları arasında çıkarmıştı. Son olarak da Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2017 lise müfredatından “hayatın başlangıcı ve evrim” konusunu tamamen eledi.

İKİ KABAHAT: GÖREVİ SUİSTİMAL VE TAKSİRLE HALKIN KAFASINI KARIŞTIRMA

Müze yönetimi iki kere kabahatli. Birincisi, bir kamu kurumu olan MTA Müzesi’nin topluma bilimsel doğruları aktarma görevini yerine getirmemesi. Evrim, yani canlıların akrabalığı ve değişimleri, bugün tartışılmayan bilimsel olgular. Evrimi sansürleyen kamu görevlileri aslında keyfi davranıyor ve görevlerini suistimal ediyor. Bunu yapabilen zihniyetin, bir maden işletmesinin doğayı kirlettiği ve halkı zehirlediği bilgisini de sansürlemeyeceğini kim bilebilir? İkincisi, bu komik sansürle müze ziyaretçilerinin kafaları karıştırılıyor. “Evrim”, canlı popülasyonlarında nesiller boyunca yaşanan genetik değişimi ifade eden bir terim. “Gelişim” ise çok hücreli canlılarda programlı olgunlaşma sürecini ifade ediyor. İki terim birbirinin yerine kullanılmaya çalışıldığında saçma anlamlar çıkıyor. Örneğin “uzun gelişim süreci sırasında ön ve ayak üyelerini yitiren yılanlar” ifadesi, yılanların yumurtadan çıktıktan sonra ön ve ayak üyelerini kaybettikleri biçiminde anlaşılabilir, ki bu doğru değil.

MTA MÜZESİ NİYE ÖNEMLİ?

Bilim insanları Müze’deki bu gidişata karşı kamuoyunun tepkisinin Müze’yi sahiplenmek olması gerektiğini ifade ediyor. Türkiye’nin ilk doğa tarihi müzesi olarak 1968’de kurulan Müze’nin halen Türkiye’de bir eşi bulunmuyor. Bazı yerel doğa tarihi müzelerimiz var ama MTA Müzesi’nin içeriği çok daha zengin. Müze aynı zamanda bir bilimsel araştırma kurumu. MTA Tabiat Tarihi Müze’sinde halka sunulan içerik, bir evrimsel biyoloji dersi için çok zengin malzeme içeriyor: İlk karaya çıkan omurgalılar, kuş evriminin erken basamaklarından biri olan Archaeopteryx, İç Anadolu’nun deniz olduğu dönemlerden deniz kabuğu fosilleri, daha henüz Homo sapiens‘in evriminden çok önce insansılar tarafından kullanılmış ve Anadolu’da bulunmuş taş baltalar…

Müzenin başlıca eksiği ise, tüm bu ilginç öğelerin herhangi bir bağlamdan kopuk sergileniyor olması. ODTÜ Biyoloji ve Genetik Öğrenci Topluluğu, her yıl düzenledikleri Aykut Kence Evrim Konferansı kapsamında Müze’ye düzenledikleri rehberli turlarla bu açığı gidermeye çalışıyorlardı. Yine bu topluluk ve bilimci emekçilerinin katkılarıyla zengin bir MTA Müzesi rehber kitapçığı hazırlaması da planlanıyor.

Kaynak: bilimSoL