Monsanto firması adını 1996'da geliştirdiği "Roundup Ready" tohumları vasıtasıyla duyurdu. Genetik mühendisliği ile elde edilen bu GDO tohumlar, glifosat temelli "Roundup" adlı herbisit tarım ilacına karşı dirençli oldukları için yoğun ilaçlama sonrası bile zarar görmeden büyüyebiliyorlardı. Son yıllarda ise glifosat dünyada en çok kullanılan tarım ilacı durumunda ve sağlık riskleri hakkında kesin bir bilgi bulunmamakta. Glifosat maddesinin riskleri ile ilgili sorular karşısında Monsanto firması, ürünlerinin bağımsız araştırıcılar tarafından sürekli test edildiğini ve herhangi bir sağlık riskinin bulunmadığını belirtmişti. Ortaya çıkan yeni kanıtlar ise bu testlerin şüpheli olduğunu gösteriyor.

Monsanto'ya ait birçok iç yazışma emaili, 1 Ağustos 2017 günü davacı tarafın isteği üzerine mahkeme tarafından yayınlanmıştı. Bu yazışmalardan bazıları, Roundup ilacının zararsız olduğunu gösteren sözde "bağımsız" bir çalışmayı, bir danışmanlık firması aracılığıyla Critical Reviews in Toxicology dergisinde bastırdığına işaret ediyor.

Geçen Eylül ayında yayınlanan bu sözde "bağımsız" çalışma, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'nın (IARC) 2015 yılında aynı dergide yayınladığı ve Roundup'ın etken maddesi olan glifosfatın kanser riskine işaret eden çalışmayı hedef alıyor. Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü'nün kanser araştırma kolu olan IARC'nin bu çalışması sonucu glifosat, ABD'nin Kaliforniya eyaletinde kanserojen madde olarak tanımlandı. Bu olay üzerine firmaya binden fazla dava açıldı.

Monsanto 2016 yılında yayınlanan çalışmada Intertek adlı bir danışmanlık firmasına para ödediğini açıklamış ancak yayına hiçbir müdahelesinin olmadığını belirtmişti. Buna karşın firmanın iç yazışmaları tamamen farklı bir hikaye ortaya çıktı. Bu yazışmalar, çalışmanın başta firmanın bilimsel denetleme müdürü Willam Heydens olmak üzere birçok Monsanto görevlisi tarafından denetlendiğini, düzenlendiğini ve sözde bağımsız araştırmacılara gönderildiğini ortaya koyuyor.

Monsanto'nun Küresel Strateji sorumlusu Scott Partridge'ye göre müdahele sadece "kozmetik" ve bağımsız araştırmacıların vardığı sonuçlara herhangi bir etkisi yok. Bunun yanı sıra yazışmalarda Heydens'in başta John Acquavella olmak üzere Intertek araştırmacılarına nasıl baskı yapıp bazı kritik düzeltmeleri iptal ettirdiği açıkça görülebiliyor.

Sayısı yetmişi aşan iç yazışmalarda ayrıca 2011'de Journal of Toxicology and Environmental Health dergisinde yayınlanmış başka bir çalışmayla ilgili usulsüzlükler de göze çarpıyor.

Kaynak: https://www.bloomberg.com/news/articles/2017-08-09/monsanto-was-its-own…